BİR DAĞCININ KAYADA KALMASI GECEYİ GEÇİRMESİ VE ÖZGÜVENLE YAZILMIŞ PİR RAPOR Lahitkaya Kuzey Duvarı 10-11 Ekim 2025 Mahsur Kalma Olayı  Cihan Çelik, Burhan Şahin ile birlikte. pdrotenSos3t2a31ih84 ti0c i c94l83g4 E h k 8c 4 at 2 1 , 53 2 1l m 1 12 0 2 0 : 7 · Lahitkaya Kuzey Duvarı 10-11 Ekim 2025 Mahsur Kalma Olayı Burak Poyraz ile birlikte emliden sulağankelere gidene kadar ay ışığında yürüyüş keyifle başladı. 10.10.2025 sabah 7.30 gibi hava biraz ısınınca sulağankelerden hareket ettik. Tırmanış önce çok zevkli bir şekilde duvarın ortasındaki bacanın sağ tarafından başladı. 30m iple sola doğru 4- lik bir tırmanış ve akabinde bacanın içine doğru 3+ lık tırmanışla ilerledik. 5. İp boyuna kadar bacanın içinde serbest devam ederek 5. İp boyundaki sağa geçişi yaptıktan sonra girilen yeni bacanın içinde cam buz ile karşılaştık. Yan geçişten dolayı geri dönüş çok kolay olmaz diye düşünerek geri dönüşü düşünmedik. Yağmur suyu akmış birikinti yapmış ve onların donmuş hali diye çokta önemsemedik. Aşağıdan bakınca da duvarda doğru düzgün bir kar görünmeyince başımıza geleceklerden habersiz bir şekilde ilerlemeye devam ettik. (Keşke buradan dönüş yapsaymışız). Tırmanış 6. İp boyunda biraz cam buz ile başlayıp giderek daha pis bir ortama döndü. Tırmanışın ilerleyen safhasında da buzlanmış karlı yüzeylerden yan geçmek zorunda kaldıkça geri dönüş daha da imkansız bir hal aldı. Mecburen ilerlemek zorunda kaldığımız ve ilerledikçe de geri dönmenin dahada imkansız bir hal aldığı bir tırmanış oldu. Mecburen lahite kadar çıkmak zorunda kaldık. Lahitin orada çok kolay olan yan geçişi yapıp lahitin solundan zirveye kaçıyoruz diye belirttikleri kısımdan kaçarız diye umutlanırken lahitin altına ulaştığımızda kendimizi cam buz ve küçük dolucuklar şeklinde ki kar birikintileri ile dolu yüzeylerde bulduk. Neredeyse bütün oyuk ve düz yüzeyler cam buzla doluydu. Bu ortamda sola geçişin çok kolay olmayacağı açıktı ve artık saat 16.15 olmuştu. Son bacanın içindeydim. Telefon çekmiyordu ve telefonun çekmesi için hemen yukarıdaki düzlüğe ulaşmam gerekiyordu. İçine düştüğümüz bu durumun iyice zorlaşması neticesinde 17.09 da telefonun çektiği noktaya ulaşınca 112 yi arayarak yardım istemeye çalıştım ama 2-3 kere aramama rağmen her seferinde karşıdaki kişinin sesini benim duyabilmeme rağmen benim sesim gitmedi. Ardından Cesur Tayboğayı ve Ali Can Abiyi arayarak çok zor bir durumda kaldığımızı, burada bu şartlarda zirveye ulaşamayacağımızı ve bu şartlarda da sabaha sağ çıkamayacağımızın bilgisini verdim. Onlarda ilgili kurumlar ile iletişim trafiğine başladı. O an bizim bulunduğumuz yeri anlayabilecek ve durumu aktarabileceğimi düşünerek yardım isteyebileceğim kim var diye düşündüğüm anda aklıma Serdal Televi geldi ve saat 17.29’da kendisini arayarak yardım istedim. Bizim burada açıkta kalma durumumuzda sabahı çıkartmamızın imkansız olduğunu ve helikopter ile alınabilme ihtimalimiz olup olmadığını sorduğumda, ben sizin yerinizi çok iyi anladım ama helikopter ve kurtarma işlerinin yasal olarak başlayabilmesi için 112 ‘yi araman gerekiyor diye belirtti. Bende 2-3 kere 112’yi aramayı denediğimi ama hatta sıkıntı yaşadığımı ve kendisinin de benim yerime denemesini istedim. Akabinde 18.04 te JAK’tan ilgili kişi tarafından arandım. Bizim burada geceyi çıkarmamızın imkansız olduğunu, bu şartlarda kesin öleceğimizi ve imkan varsa buradan helikopter ile alınmamızı istedim. Komutanda değerlendirip döneceklerini belirtti. Bulunduğumuz kısım lahitin altındaki eğimi çok düşük yaklaşık 80m genişliğinde bir alan olduğu için helikopterin yanaşması imkanlı görünüyordu. Fakat hava kararmaya yaklaşıyordu. Bu sırada Burak Poyraz ile cam buz ve karlarla dolu kayalıkların üzerinde (kar buz olmasa üzerinde ceylan gib sekilebilecek) emniyetsiz duruyorduk. Uğraşlar sonucu bir baba buldum ve ikimizin emniyetini o babadan aldım. Burak abi ayaklarım diye bağırıyordu ve kaya tırmanış ayakkabısını çıkartıp botlarını giymişti. Bende ayağımdaki kaya tırmanış ayakkabısını çıkarttığımda ayağım saki tahta gibiydi ve hiçbir his kamamıştı. Topuğumda dahil bileğime kadar sanki bir tahta protez olmuştu. Hemen normal ayakkabımı giydim ve Allah’a şükür çok uzun süre donmadığı için acılar içerisinde çözüldü. Bu sırada geceyi burada geçirmek durumunda kalırsak diye gözüme bir keleri kestirdim. Allah yardım etti de o keleri gördüm. 18.09’da JAK komutanına bulunduğumuz yerin videosunu istediği için video çekip gönderdim. Akabinde TC kimlik no ve ad soyad bilgisini paylaştım. Saat 18.30 JAK komutanı helikopter ile kurtarmanın olumsuz olduğunu geceyi orada geçirmek durumunda olduğumuzu belirtti. 18.32 de bulunduğumuz konumun pusula programından koordinatlarını ve rakım bilgisini JAK komutanına gönderdim. (Pusula programı konum ve irtifayı neredeyse hatasız gösteriyor. Tüm iphone kullananlara tavsiye ederim) Saat 18.56 JAK komutanı normal haritadan konum istemiş. 19.59 da haritalar programından konumumuzu gönderdim. (Bu sırada geceyi geçireceğimiz kelere ulaşma ve konumlanma ile uğraştığımdan dolayı telefonuma geç bakabildim). Saat 19.02’de AFAD ile görüşmemizde AFAD sorumlusu inişe geçerken arayın ya da whatsaptan yazın dedi. Fakat telefonumun şarjı biteceği için Burak Poyraz’ın numarasını verdim. Burak’ın telefonunu şuan için kapattığımızı benim şarjım bitince açacağımızı belirttim. 112, JAK ve AFAD ile bir çok görüşme yapılması benim telefonumun şarjının bitmesine neden oldu. Bu görüşmelerin sınırlandırılması ve bir kanal üzerinden tek görüşme yapılmasının ve bilginin diğer birimlere o kanaldan aktarılmasının telefon şarjı açısından daha yararlı olacağını düşünüyorum. Ayrıca tüm yaptığım görüşmelerde telefonun şarjının biteceği ve aselsan walkie talkie telsizimizin olduğunu ve 5. Kanalda olduğumuzu belirttik. İlgili kurumlar tarafından telsiz ile bir iletişim kurulmaması bizce en büyük eksiklik. Ve bol titremeli bir 12 saati iki kişinin oturabileceği bir sette kelerin içinde ben bivakta, Burak Poyraz alüminyum folyo battaniyede tulumsuz olarak oturur pozisyonda titreyerek geçirdik. Daha uzun bir gece yaşamamıştım! Bu sırada kendi göbek bağımızı kendimizin kesmemiz gerektiğini daha iyi anladık. Sabaha kadar 60-70cm boy 30-40cm enindeki önü uçurum olan sette uyumamaya çalışırken sürekli buradan nasıl ineriz hesabı yaptık (Bu sırada kelerin içi komple çürük olduğu için yaklaşık 10m aşağıdaki babaya bağlıyız. Düşersek en iyi ihtimalle 20m yuvarlanmalı bir düşüşle gecenin karanlığına gideceğimizi de düşününce uyuyupta düşersek ikimizde öleceğimizin farkındaydık). Gece saat 04.30 gibi Cesur Tayboğa ve Ali Can abi ile telsizden haberleştik ve emli vadisine gelmişlerdi. Emli vadisi ile bulunduğumuz kelerden walkie talki telsiz ile rahat rahat konuşulabiliyordu. 11.10.2025 sabah oldu ve saat 7 gibi parçalanmış bivak ve alüminyum battaniye artıklarından çıkış ve iniş için hazırlanma ve akabinde saat 8.00 gibi iniş için yol bulma çalışmasına başladık. Bu arada Serdal Televinin tecrübesinden yararlanmak için kendisini tekrar aradım fakat hastanede olduğu için görüşememişiz. Hastaneden çıkınca Cesur’u aramış ve görüşmüşler. Telsizden konuşarak Cesurla iletişim kurabiliyorduk. Çünkü gereksiz yapılan bir sürü arama telefonumun şarjını bitirmişti. Önce geceyi geçirdiğimiz kelerden bağlı olduğumuz babaya iniş. Sonra ondan aşağıdaki babaya 70m lik iniş (cam buz üzerinde ceylan gibi sekerek!). Tam ip boyunun sonunda bir babadan Burak’a benim emniyetimi almasını söyledim ve bende aşağıdaki labirent olan su kanallarına keşif inişleri yaparak bir yol bulmaya çalıştım. 30m civarı bir inşle sağ yandaki su kanalının sırtına inip aşağıda ki 100m den fazla uçurumu ve bilinmezliği görünece bu seferde soldaki iniş yaptığımız hizada ki su kanalına tam ip boyu (70m, yanımızda 2 adet 70m yarım ip vardı) iniş yaptım ve aşağıda yaklaşık 3 ip boyu iniş ve akabinde büyük bir uçurum olduğunu görünce dağın buradan inişinin pek mümkün olmadığını anlayarak geri yukarı çıktım. Bu sırada Burak’ı AFAD yetkilisi arayıp durumumuzu sorduğunda Burak iniş yapmaya çalıştığımızı belirtince AFAD yetkilileri bizim buradan kendi imkanlarımız ile inebileceğimizi düşünmüşler. Sanırım burada bir yanlış anlaşılma olmuş. Biz başka çaremiz olmadığını düşünerek iniş yapmaya çalışıyorduk. Daha öncede belirttiğim gibi telsiz ile sürekli iletişim kurulması bu gibi yanlış anlaşılma durumlarının önüne geçecektir. Yukarı geri tırmandığımda yüzeyin ortasından giden bir patikamsı kulvar gördüm ve bunun sol taraftaki klasik çıkış kısmına gittiğini anladım. Burak’a ip birliği ile bu kısmı geçeceğimizi söyledim ve yaklaşık 100-120m lik karlı buzlu II derecelik setlerde bir yan geçiş ile bahsedilen sol taraftan kaçılan kısma geldik gelmesine ama bunun neresinden kaçacağız. Birde bizde uçacak kaçacak bir hal mi kaldı? Önceki gün 10 saat tırmanmışız. Gece 12 saat titreyerek sabaha kadar uyumadan oturmuşuz. Gündüz tekrar aşağı iniş çalışması, olmadı geri tırman, yana geç. Biraz fazla ilerleyip yukarı çıkılan yerin girişini bulmaya çalışırken çok ilerlediğimi farkedip tırmandığım yeri geri geri indim. Yaklaşık 7-8m gerisinde bir rampa var ve rampaya girmek için 3-4m lik bir tırmanış gerekiyor. Tırmanıp üzerine baktım ve geri indim. 2 friendle bir istayon kurdum ama kaya çok çürük. Burak’ı yanıma aldım. Tekrar lider olarak tırmanmaya başladım ve hemen istasyonun 2m üzerine 2 adet friend ile destek amaçlı ara emniyet oluşturdum. 5-6m rampada ilerledim. Kolay bir çıkış ama çok çürük. O an artık böyle çürük bir yüzeyde tırmanabilecek gücümün kalmadığı, odaklanamadığım ve bu halde tırmanmaya çalışırsam kazadan başka bir şey yaşamayacağımız gerçeği ile yüzleşince geri geri tekrar indim ve pilim bitmişti. Benden buraya kadar… Son çare olarak tekrar Serdal Televi yi aradım. İnişi yapamadığımızı ve çıkışında yerini hem tam kestiremediğimizi hem de tamamen pilimin bittiğini söyledim. Sağ olsun gerekli malzemeleri hemen ayarlayıp Sefa Kösedağ ile birlikte yola koyuldular. Cesur’a Serdal Televi ve Sefa Kösedağ geldiğinde bana aşağıdan seslenmesini söylemiştim. Gelince Cesur bağırdı ve bende içine sığındığımız kelerden açığa çıkarak el işareti ile yerimizi belirttim. Serdal Televi telsizden bana hava kararsa dahi sizi oradan alacağım merak etme, siz dinlenin dedi. Bende lahitin sol altındaki küçük bir kelerde beklediğimizi söyledim. Saat 17.30 gibi Cesur Tayboğa telsizden üzerimizde olduklarını ve açık alana çıkıp tam yerimi belirtmemi istedi. Açık alana çıkınca Serdal Televi ile iletişim kurduk ve yarım saate yanımızda olacağını söyledi. Biz kelerin içinde bekliyoruz çünkü hipotermi başladı diye söyledim. Evet tüm gün kişi başı sadece son kalan 2 şer kayısı ve yarım paket çubuk kraker ile sabahın 7 sinden beri mücadele veriyorduk. Burakta bende artık titremelerimize engel olamıyorduk. Serdal Televi tam gün batımından 5dk önce yanımızdaydı. Hemen bize beslenme desteği, jel ve sıcak su ile bir toparlanma sağladı. Güneş battı ve karanlıkta jumar, pursik ile yaklaşık 70-80m lik tırmanış. Bu arada bizim tam olduğumuz noktaya hattı yönlendirmek için bir ara istasyon ile yönlendirme de yapmayı ihmal etmemiş. Akabinde zirveye doğru yükselip klasikten iniş, sulağankelerde çadırı toplama ve emliye devam. SONUÇ Eğer o keleri görmeseydik ilk geceyi o şartlarda açıkta sağ çıkaramayacaktık. Allah yol gösterdi ve o keleri bulduk. İkinci gece hava bozmaya başlamıştı ve tecrübeli ve etik değerleri yüksek olan dağcı arkadaşımız Serdal Televi bizi kurtarmasaydı, hiçbir besinimiz kamadığı için ve üşümekten tükenmiş olduğumuzdan dolayı hipotermiden kesin ölecektik. Üstelik en kolay kurtarılacağımız yere ulaşmıştık ve 70-80m lik bir ip atılması yeterli iken pisi pisine ölüp gidecektik. ÖNERİLER 1. Dağ arama kurtarma diğer arama kurtarma disiplinlerine göre çok farklı bir disiplin. Her şeyden önce bölgeyi bilmek, dağcılık teknikleri konusunda iyi bilgi sahibi olmak ve sürekli antrenman halinde kondüsyonlu olmak gerekli. Bu nedenle özellikle aladağlar gibi ülkemizde dağcılığın kalbi olan bir bölgede mutlaka profesyonel bir dağ arama kurtarma ekibi kurulması gerekli. 2. Mevsimler değişken ve aladağlarda kuzey rotaları Eylül ayından sonra yaz dağcılığından çıkıyor. Ne yazık ki aşağıdan bakınca böyle kar buz görünmüyor. Kar 3500m civarı zirvelerde görünüyordu. Kuzey yüzü olduğu için güneş almadığından az bir kar/dolu/yağmur yağması bile buz birikintilerinin oluşmasına yetmiş. Setli oluşumlarda aşağıdan bakıldığında kar durumu gizlemişti. 3. Yanınızda mutlaka termal battaniye ve bivak bulundurun. Bizi ilk gece donup ölmekten koruduğu gibi Serdal Televi bizi kurtarmak için gelirken beklediğimiz kovukta da hipoterminin hızla ilerlemesini engelledi. 4. Telefon trafiği sonucu ne yazık ki ilk gece benim şarjım bitmişti. Yanınızda mutlaka walkie talkie teslsiz bulundurun. İlgili kurumların da yardım isteyen dağcılarda telsiz mevcut ise telsiz üzerinden iletişim sağlaması yanlış anlaşılmaların önüne geçeceği gibi anlık durum takibinede imkan sağlayacaktır. 5. Normalde Jandarmaya tırmanış öncesi hep haber verirdik fakat bu sefer atlamışız ve haber vermediğimiz için para cezası yedik. Faaliyet öncesi jandarmaya haber vermeyi atlamayın. Cihan Çelik |